22 Haziran 2015 Pazartesi

Yazmaya başlıcam başlamasına da;

Yazmaya başlıcam başlamasına da; nerden nasıl başlayacağım onu bilmiyorum

                  Şu istanbulun karmaşası, koşuşturması içinde işi gücü yoluna koymaya çalışırken çok sevdiğim dedemin göçtüğünü öğrendiğimdeki şaşkınlıktan mı , altı ay sonra, sanki şehir dışına çıkmış, yerleşmiş de babaannemi de yanına aldığından mı başlasam,

                   Bunu tam kafamda ve gönlümde sindirirken yine kısa süre sonra anneciğimin kanser denilen sinsi hastalığa yakalanıp iki yıl boyunca süren koşuşturmamızı mı, "oğlum doktura süle de ne yicimi ne yimicimi sölesin ben perhiz yapiin" cümlesinden sonra boğazımdaki yutkunamadığım yumruktan mı,
              Annemin acılarını dindirmek için aldığım sadece bir kapsülünün kullanıldığı motfin kutusundan mı, yine kısa zaman sonra rahmetli babamın sanki veda ziyaretlerinin sonuncu durağı, kocasının hapise girmesi nedeni ile iki çocuğu ile aile evine sığınan kız kardeşimin gaziantepteki evine yaptığı ziyaret sonrasında; dedemin,babaannemin ve annemin yanına gidişini mi, ya da babamın gidişinden dört gün sonra beş yaşındaki yeğenimi de yanına almasından mı
         Ve bunların dört beş sene içinde olup bitmesinin ardından kendimi acı ile hırpalanmış evin en büyük yolunmuş tavuğu gibi hissetmemden mi ?

                     Nerden başlayacağımı bulsam yazmaya başlarım aslında.

         Yazdıklarımı okudum da bunları ve tabi aralarda özel yaşantımdaki en az bu kadar üzücü meseleleri de gözümde canlandırdığımda bunların hepsini ben mi yaşadım diye şaşırdım doğrusu

Çok güleç yüzlüyümdür aslında ,öyle çabuk çabuk üzülmem her şeye yılmam mesela, karamsar da değilimdir çevremde

Ama böyle işte,
Artık çok üzülemiyorum mesela ölümlere,


İlk yazım, yani ilk yazdığım yazı, yani ilk aklıma geldiği şekilde sayfama yazdığım ilk yazı, yani...